GALA GECESİ DEĞİL ONUR GECESİ !




Orhan Gencebay olur da olay olmaz mı? Orhan Gencebay 60. sanat yılı dolayısıyla dünyada ilk defa yapılan bir şey yaptı. Kendi şarkıları başka sesler ve aranjelerle tekrardan hayat buldu ve haliyle satış rekorları kırdı.    Gelelim Orhan Gencebay için yapılan onur gecesine. Üstüne basa basa yazıyorum "Onur Gecesi". Üstüne basarak yazmamın sebebi bunun gala gecesi yani albüm tanıtım gecesi olmadığını belitrtmek. Orhan Gencebay ve Polat Yağcı'da İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenmiş olan gecenin gala gecesi olmadığını bir çok kere tekrarladılar. Gelir elde etmek için yapılmamış. Yine üstüne basa basa tüm masrafların %90'ının
Orhan Gencebay ve kendisinin cebinden çıktığını belirtti övünerek Polat Yağcı.

 İyi güzel ama albüm satış rekorları kırdı ve sanatçılar bu albümden ücret almadılar. Sonuçta Orhan Gencebay hatırına gönülden yapılmış bir iş. O kadar kâr var. Bir zahmet gecenin parasıda cebinden çıksın yani.
Gala gecesi olmaması sebebiyle albümde yer alan şarkıcıların tamamının katılması zorunlu tutulmamış. İsteyen gelir isteyen gelmez tavrı takınılmış. Yine de tüm şarkıcıların gelmesi gerektiği fikrindeyim ben. Zaten bir çoğu geldi. Gece katılmayanlar Ajda Pekkan, Sibel Can, Tarkan ve Ebru Gündeş içinse, para talep ettikleri ve Polat Yağcı'nın kabul etmemesi üzerine katılmadıkları haberleri çıktı. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilemeyeceğim tabiki ama öyle bir şey olduğunu sanmıyorum açıkcası.
   

Adını Feriha Koydum Ahı !

Hazal KAYA

Son günlerde en çok konuşulan konulardan biri "Son Yaz Balkanlar" dizisinin yayından kaldırılması. Açıkçası  ilk duyduğumda çok sevindim, bir oh dedim. Tabiki bu sevincim sadece Hazal Kaya içindi. Dizinin 6. bölüm sonrası final yapacağını duymam diğer oyuncular, kameramanlar, yönetmenler vs açısıından üzdü tabiki beni.
Sonuçta bir işe kalkışılıyor, titizlikle çalışılıyor ve herkesin amacı diziden para kazanmak.
   
 Benim tepkim "Adını Feriha Koydum" dizisini beğenmeyen, rolleri için bir ton laf eden, her fırsatta senaryoyu ve diziyi eleştiren Hazal Kaya'ya ne yazıkki. Bende fanatik bir Adını Feriha Koydum dizisi izleyicilerindendim. Çok güzel bir diziydi ve her şeyden önce çok beğenilen ve çok izlenen bir diziydi.. Zaten bunun için final değilde devam etme kararı almamışmıydı dizi?
     
Hazal zaten diziyi beğenmiyordu, sonradan cıvığı çıktı diyordu. 2-3 haftada fazladan oynadı ve eğer bundan sonra da devam edecekseniz ben yokum dedi. Gitmek isteyeni kimse durduramaz çünkü anlaşması bitmişti. Hazal Kaya kendinden sonra dizinin ratinglerinin düşeceğini ve daha sonra yayından kaldırılacağını düşündü galiba. Tabiki bizde öyle düşünmüştük ama ne güzel ki öyle olmadı. Tam tersi aynı şekilde Feriha'sız da dizi izlenmeye devam etti ve ediyor.
   

49.Uluslararası Film Festivali İlk Gün Gümüş Portakal Oldu !

   




      Ben dahil herkesin beklediği 49.Uluslararası Altın Portakal Film Festivali'nin ilk günü dün gerçekleşti. Sunucularını İclal Aydın ve İlker Masum'un yapmış olduğu festivalin bu yılki teması “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi” olarak belirlenmiş. Programı heyecanla bekledim ve başladı. Şans işte, yağmurlu bir güne denk geldi festivalin ilk günü. Gelen konuklar şemsiye tutan görevliler ile birlikte içeri girdi. 
     Festivale kırmızı halı damga vurdu. Gelen konuklar, giydikleri ve festival jüri başkanı Hülya Avşar tabiki. Derin yırtmacıyla ve göz dolduran güzelliğiyle sorulan sorulara cevap verdi kendisi. Bu güzelliklerin yanı sıra tabiki göze hoş gelmeyen, böyle olmamalıydı dedirten şeyler de yok değildi. 
     49 yıl. Bayağı bir eski olan ünlü bir festival. 49 yıldır yapılıyor ama halen konuklar gayet basit bir tahtadan yapılmış sandalyelerde oturtuluyor. Herkesin ilk ilgisini çeken bu oldu. Çünkü saçma. Bariz göze batıyor. O sandalyelerden artık kafelerde bile yok. Buna resmen özentisizlik denir.     Sinema severlerin yanı sıra çok değerli yönetmenlerin, oyuncuların, başkanların dahi oturdukları şey o sıradan sandalyelerdi. Çok daha göz doldurucu festivalin ismine, kendisine yakışır şekilde olmasını tercih ederdim. 
     Bir diğer ve en facia olan konu ise böyle özel, güzel ve değerli bir gecede vokal olarak Ömür Gedik sahne aldı. Görünce pes dedim. Yani iyi, güzelde hiç mi sanata yıllarını vermiş bir şarkıcımız yoktu da Ömür Gedik sahne aldı. Hem özeniyoruz, çok çalışıyoruz, 49 yıldır yapıyoruz diyorsunuz hemde 1 yıllık şarkıcıyı öyle bir gecede sahneye çıkarıyorsunuz. Hadi onu da geçtim. Başarının yıla veya çıkarılan albüm sayısına bakmadığı istisnalarda çok elbette. Ama performans açısından da berbattı Ömür Gedik dün programda. Çok basitti. Güzel sanatlar lisesinde okuyan bir öğrenci söylüyormuş gibi hissettim şarkıları dinlerken. Yabancı şarkıları yorumlarken türkçe şarkılardan daha çok detone oldu. Arkasında biri çok değerli olan 2 tane vokalist vardı. İzleyenler farketmiştir ki şarkıların yarısını onlar söyledi zaten. Kısacası herkes dert yandı, kimse beğenmedi. Kimisi "Ömür Gedik çıktı, kulaklarımı tıkadım" dedi, kimisi "Yazıklar olsun başka biri mi yoktu." dedi. Yorumların %95'i kötüydü. Ömür Gedik'in şaha değer bir sesi olduğu düşünmüyorum asla. Sesi sadece güzel. Çok güzel değil. Zor bir şarkı okumaya kalksa beceremeyecek seslerden. Ki zaten Ömür Gedik'in asıl mesleği gazetecilik. Şarkıcılığa sağolsun Ferhat Göçer'in sayesinde soyundu. Dilerim diğer günlerde sahne alacak biri varsa o Ömür Gedik olmaz. 49.Uluslararası Altın Portakal Film Festivalin'in ilk bölümündeki gözlemlerim ve yorumlarım bunlar bakalım ileride ne olacak. Hiç sanmıyorum ama inşallah en azından o sandalyeleri değiştirirlerr.

YETERİNCE YÜCELTTİN HAYDİ NAŞŞ !

Fehmi Dalsaldı / Nur Yerlitaş


     Yok böyle ikiyüzlülük vallahi. Yani çok var aslında da uzun zaman sonra böylesini görmek şaşırttı açıkçası. Son zamanların en  başarılı isimlerden biri Fehmi Dalsaldı. Bir çok kişinin taklidini yapıyor, bir çok programa konuk oluyor. Saba Tümer'le Bugün programında var olan ismine ün kattı. Konuk olacakların taklitlerini yaptı. Yıldız Tilbe, Seda Sayan,Bülent Ersoy vs diye uzar gider. Onun diğerlerinden farkı, çok detaycı olması.            
İzleyenler bilir ki taklidini yaptığı kişinin konuşmasını, davranışını en ayrıntılı bir biçimde sergiler. 
       En son yine Saba Tümer'in programında izlemiştim. Nur Yerlitaş konuktu. Saba Tümer ile sohbet ederlerken filan "Hani nerede Fehmi benim taklidimi yapmış, onu merak ediyorum ben, izleyelim." demişti. Çok iyi hatırlıyorum. Ardından bant girdi ve skeçi izlediler. Nur Yerlitaş bayıldı bayıldı. Anlatamam size. 
      "Fehmi çok güzel taklit yapıyor, bayıldım ben vallahi, çokta güldüm." 
dedi ardından. Fehmi stüdyoya geldi, onu tebrik ettiler. Hatta bir kere daha izlediler filan. 
     
O kadar gül, beğen, öv sonrada kalk adama telefon aç; 
     " Bir daha benim taklidimi yapma, yoksa seni mahkemeye veririm." Bu sadece Fehmi Dalsaldı'nın açıklamış olduğu cümle. Bir çok şey demiş ama tabiki söylemiyor Fehmi. Çok güzel bir açıklama yapmış ama Fehmi Dalsaldı. 
     "Nur Yerlitaş'a söylemiş olduklarından dolayı kızgınım. Onun bir daha taklidini yapmayacağım. Sebebi istememesi değil benim mizahıma uygun olmaması. Taklit insanı yaşatır. Ama o yaşatılmaya layık değil." 
     Bence de en doğru kararı vermiş. Taklit edilerek kendisiyle dalga geçiliyor sanmış belli ki Nur Yerlitaş. Halbuki çok doğru taklit insanı yüceltir, yaşatır, ününe ün katar. Tabi ki taklidinin yapılmasından hoşlanmayanlar olabilir. Saygım vardır ama burada ki asıl olay ilk başlarda sev,beğen merakla izle,tebrik et ; 

     Sonrada haydi anam beni yeterince yüceltin senin işin bitti naşş der gibi. Çok ayıp çok...